Translate

13 Ocak 2018 Cumartesi

"Deneyen icin hicbir sey imkansiz degildir." Büyük İskender Tarihi Değiştiren İmparatorluklar, Ali Çimen


"BİN DOKUZ YÜZ YİRMİ ÜÇ GİBİ KADIN" Cemal Süreya

*Orhan Veli'nin onun için yazdığı; "Bir de sevgilim var, İsmini söyleyemem,Edebiyat tarihçisi bulsun." dizelerinin sahibi Nahit Gelenbevi Fıratlı Damar.Sabahattin Ali'nin hayatının anlatıldığı Osman Balcıgil'in anlatan "Yeşil Mürekkep" romanında denk geldim. Ne alaka diyeceksiniz çünkü Nahit Hanım'a Ali'de aşıkmış. Nahit Hanım edebiyat mezunu bir öğretmen ama Yaprak dergisininin çıkartılmasına ön ayak olmasından tutun da, zamanının tüm edebiyatçıları ile evinde düzenlediği "Cuma Sofraları" ile bir nevi Adalat Cimcöz'ün Maya'sı gibi bir sanat beşiği haline getirmiş. Efsane kadınmış ki "Rönesans gibi kadın" "Cumhuriyet gibi kadın" gibi tanımlamalarla anılmış.

"Mutluluğun ne olduğunu öğrenmek istiyorsan bir çiçeğe, bir kuşa, bir çocuğa bak; onlar yaşamın kusursuz resimleridir..." Anthony de Mello


“İnsanları görüşlerine göre değil, bu görüşlerin onları neye dönüştürdüğüne göre değerlendirmeli.” Lichtenberg


"Hala biraz *Lavinia'yım ben..üşümem ama incinirim.."


"Hiç insan sevgisi kalmadı içimde.." MİZANTROP

*Sanırım çoğumuz bir mizantrop olma yolunda ilerliyoruz..( Mizantrop: İnsanlardan nefret etmek, ürkmek veya sevmemek " anlamına gelir.Kelime kökeni antik yunanlılara dayanır. Nefret anlamına gelen misos ve insan anlamına gelen anthropos sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Bu kavramın tam olarak zıttı ise hümanizm değil, insan ırkı süperdir, her yönüyle mükemmeldir diye düşünen philanthropy olarak tanımanmaktadır. Mizantropi kavramı ilk Jonathan Swift; Güliver'in Gezileri kitabında irdelenmiş.)

"İnciler Tanrı'nın gözyaşlarıdır.." Bir Haiku'dan alıntı.

*İstiridye içinde sıkışan kum tanesi hikayesinden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama mücevherler dünyasının "hüzünlü prensesi" kabul edilen inciler; Sezar'dan tutun da Kolomb'un Venezualla'da inci bulup İspanya'ya gemiler ile taşınması ile 1500'lerde Avrupa'da başlayan "İnci Çağı" nı da düşünecek olursak Dünya savaşlarını/tarihi de yönlendirecek kadar önemli bir figür olmuş. İskoçya' nın pembe incileri, Cumbria' da Ennerdale siyah incileri ve İrlanda' nın beyaz incileri derken dev sektörler oluşturmuş. İskoç midye incilerinde olduğu gibi en değerli inciler en çirkin olanlarıymış, özellikle de hafifçe insan şekline benzedikleri zaman.En ucuz inciler "barok" denen pürüzlü incilerden ise bir başka anlam daha türemiş. Avrupa'da on yedinci yüzyılda doğan yeni ve coşkulu bir mimari tarzına eleştirenler alay edercesine "barok" adını vermişler. Onlara göre bu mimarı tarzı çirkin inciler gibi berbat bir şeydi. Fakat bu sözcük daha sonra olumlu bir anlam kazanmış ve barok mimari olmuş.(Portekizce'deki 'Barroco' kelimesinden gelen barok, tam yuvarlak olmayan düzensiz inci demektir. Barok mimarisi ise abartılı hacim ve dekorlar kullanılarak gücü temsil eder)Ne olursa olsun sonuçta Raphael Dubois'nin söylediği gibi "En güzel bir inci bile minik bir canlının lahdidir."