Hepimiz için artık tanıdık bir cansızlığın içinden sıyrılıp fısıltıyla (orada herkes fısıldardı) bana sordu,
‘Bunu tarif edebilir misin?’
‘Edebilirim.’ dedim
Ve sonra, evvelce yüzü olan yerin üzerinden tebessümü andırır bir şey geçti.."
‘Bunu tarif edebilir misin?’
‘Edebilirim.’ dedim
Ve sonra, evvelce yüzü olan yerin üzerinden tebessümü andırır bir şey geçti.."
Akhmatova
*Akhmatova Stalin’in Sovyet Rusyasında yaşamış bir kadın şair. Ne baskıyı hissedişi ne de baskıyla başedişi sıradan insanlarınki gibi değil. Politik aldırmazlığı yüzünden’ Sovyet rejimi tarafından ‘reddedilen’ (denounced) şairin ‘bu dünyanın dışından’ gibi görünüşü, yaşadığı gaddar hayatın da bir göstergesi gibi. Ondan esinlenen sanatçılar zerafetini anlatmak için sanki etten kemikten bir varlık değil de bir heykel gibi göründüğünü söylüyorlarmış 20. yüzyıl başlarında Rusya’da ortaya çıkan Akmeizm akımının temsilcilerindenmiş Akhmatova. Akmeizm, sembolizmi ve dolaylı anlatımı reddeden, gerçekçiliğe daha yakın duran bir akım.
**Öyle yazarlar, şairler vardır ki, onların yazdıklarını yaşamlarından; yazgılarını ülkelerinin somut gerçeklerinden soyutlayamazsınız. Dahası, içinde yaşadıkları koşulları, tarihsel dönemi, özel yaşamlarını bilmeden, yapıtlarını gerçek boyutları içinde algılayamazsınız. Anna Ahmatova bu tür şairlerdendir. 1960’larda, şiirlerini ilk okuduğum günden bu yana, ne zaman onun şiiriyle karşılaştıysam, aynı hüznü, aynı onanmaz acıyı, aynı burukluğu duydum yüreğimde..’’ (Ferit Edgü)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.