Translate

10 Mayıs 2016 Salı

Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın’ Bu kadar..

"Vicdanımız kuruyor. Şimdi bir türlü sığamayıp, delice bir kavgaya, bitmez anlamsız savaşlara tutuştuğumuz bu dünyada; adına Anadolu denen şu kadim topraklarda, binlerce yıl önce hüküm sürmüş, bir Hitit kralının oğullarına bıraktığı vasiyete bakın isterseniz: ‘Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın’ Bu kadar.."

Ercan Kesal - Peri Gazozu

* Neşet Ertaş’ın bir ‘düz göğüslü saz’ hikâyesi vardır. Sazlarını yaptırdığı ustadan düz göğüslü bir saz ister usta yapmaz. Aklına yatmaz nedense. Sazın göğsü bombeli olur çünkü. Neşet de onun çırağına yaptırır. Müthiş bir saz. Daha sonra herkes o saz gibi saz ister. Neşet Ertaş, niye düz göğüslü saz istediğini şöyle açıklar: “Sazların zamanla döşleri çöküyordu… Göğüs çökünce teller yukarda kalıyor. Kavisli olunca da eşiğin altı yukarda kalıyor, göğüs aşağıda. Göğüs çökünce daha içli daha derinden bir ses geliyordu. Oradan hatırlayarak düz göğüslü saz istedim…”Başını yaslayacak bir gögüs bulamayan yetimin sesinin acısına hiçbir ses benzemez..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.